25.11.2017

DOSTLAR S?TES?NDE ?SYAN

Yusuf’un hepimiz ad?na be?endi?i arsam?za yakla??rken biraz olsun kendimizi toparlam??t?k.. Herbirimiz tek tek, birey olman?n bilincine eri?mi? ve sa?lam ki?ilikler olu?turarak kendimiz ad?na giri?ti?imiz sava?tan ödün vermeyen kentli ayd?nlard?k.. Tabii ki bir yere kadar.. Kaba kuvvetin ve hoyratl???n kar??s?nda, s?n?rlar? fazla zorlamadan ya kaçmak ya da yalakal?k yapmak durumunda kal?nabiliyordu..
Saatte en az 120 kilometre h?zla giden bir minibüsten kaçmak mümkün olamayaca??na göre yalakal?k yapmak daha ak?ll?ca olurdu.. Neyse ki bu da ya?am?n sokaktaki gerçeklerinden biriydi ve egomuzu fazla zorlamadan kabullenmek en do?rusuydu..
Tarcan dedi ki “Kimli?imizi ve ilkelerimizi yi?itçe savunacak ba?ka f?rsatlar ve ortamlar da olacakt?r.. Onun için ?imdi si.tiredip huyuna gidelim..”
Hakl?yd?.. Gizli bir anla?mayla durumu kabullendik..
Nahide, “Yusuf’un huyuna gidilme” durumunu kabullendi ama”si.tiretme” kelimesine çekince koydu..
Arsam?za gelene kadar Çorlu ve Çerkezköy’ün ne kadar güzel yerler oldu?unu, zaten Anadolu’nun her kö?esinin ve özellikle de Yusuf’un memleketinin cennetten bir belde oldu?unu anlatt?k durduk..
Sonra ?ermin arkada?, “Gezsen Anadolu’yu” adl? çocuk ?ark?s?n? okudu ve ard?ndan da hep birlikte “Bir ba?kad?r benim memleketim” adl? ezgi söylendi..
Son olarak da Yusuf, F?rat türküsüne ba?lad?.. Ama dostlardan hiçbiri “?u F?rat’?n suyu..” k?sm?ndan sonras?n? bilmedi?i için Yusuf’tan s?k? bir azar daha i?ittik.. Her neyse..
Ve i?te sonunda arsam?za geldik.. Nas?l desem.. Bildik arsalardand? i?te.. Çokça toprak, otlar, birkaç c?l?z a?aç ve ta? parçalar?..
Ve ayr?ca, Sibel’in bo?az?ndan f?rlayan deh?et ç??l???yla, arsam?zda kertenkelelerin de oldu?unu ö?rendik..
Her birimiz surat?m?za yerle?tirmeye çal??t???m?z donuk gülümsemelere ne kadar içten bir hava verebildik, bilmiyorum ama Yusuf’un duygular?na ve çocuksu ne?esine yeterince ortak olamad?k.. Neyse ki o, mutluluktan bunun fark?na varamad?.. Aksi halde gerekti?i kadar sevinmedi?imiz için en az?ndan iki tanemizi odunla zopalard?.. Gerçek bir toprak adam?yd? Yusuf..
Minibüsten iner inmez ba??rarak ko?tu ve kendini yüzükoyun topra?a at?p, arsam?za sar?ld?.. Yusuf’u tan?mayan birisi için durum biraz garipti tabii.. Elleri iki yana aç?k ve yüzükoyun yatm?? durumda topra?? kucaklamaya çal???rken biz arkada ne yapaca??m?z? bilemeden duruyorduk..
Neyse ki bu durum fazla uzun sürmedi.. Yusuf ba??n? çevirip bize bakt? ve yak?n gelecekte üzerinde ya?ayaca??m?z, çocuklar?m?z? büyütüp bize verdi?i domatesleri ve taze so?anlar?n? yiyece?imiz bu insanüstü mükemmellikteki varl??a, yani topra??m?za sayg?lar?m?z? sunmam?z? istedi.. Ve ?öyle tamamlad?.. “siz de sar?lsan?za lan!..”
Dostlar birbirine bakt? ve gönülsüzce dizlerinin üzerine çöktüler.. Topra??m?za sayg?lar?m?z? sunmak için pek de istekli görünmememiz Yusuf’u sinirlendirmi?ti ve tekrar gürledi.. “Yat?n laaaan!..” Pat, pat, paat, pat, pack, pat pot!.. Bir anda yere yap??t?k.. Aradaki “pack” efekti, tahmin etti?iniz gibi, Amerikan kültürü etkisindeki Taygun’dan ç?km??t?...
Topra??m?za sayg?m?z? sunarken acemilik, dikkatsizlik ve deneyimsizlikten do?an küçük aksilikler ya?and?.. Dedim ya, sonuçta kentliydik ve topra?? fayans kadar tan?m?yor ve üzerine hal?fleks zeminlere yatt???m?z gibi ustaca yatam?yorduk..
Bekir arkada?, üzeri sivri dikenlerle dolu bir çal?n?n üzerine kapaklanm?? ve vücudu bir anda delik de?ik oldu?u halde Yusuf’tan zopa yerim korkusuyla sesini ç?kartmam??t?..
Nahide ise, henüz çok s?cak oldu?u için fazla uzakta olmad???n? sand???m?z bir ine?in pisli?i üzerine yatm??t?.. ?nek pisli?i!.. Bu olay daha sonra Nahide arkada??m?z?n bilinçalt?nda köklü sars?nt?lar yaratacak ve yapt??? üç evlilikte de birle?me sorunlar? ya?amas?na yolaçacakt?.. Hatta üç kocas?n?n da penislerine bol biberli kaynar tarhana çorbas? dökerek onlar?n hastaneye, kendisinin de psikiyatri klini?ine kald?r?lmas?n?n kökeninde bu inek pisli?i üzerine yatma olay?n?n bulundu?u anla??lacakt?. 
Berkay’sa sanki en uyan???n?z benim der gibiydi.. Yere yatarken Versace ma?azas?ndan ald??? yeni ti?örtünü ustal?kla korumu?tu.. Zemine tamamen yap??madan be?-on santimetre uzaktan kucaklad? arsam?z?..
Uzunca bir süre orada kald?k.. Tüm iyiniyetimize kar??n Yusuf’un co?kusuna ortak olam?yorduk bir türlü.. Sahte gülücükler, yapay hayretler, abart?l? takdirler, zoraki de olsa ilgilenmi? art? heveslenmi? görünmeler.. E?ittir, yav??yorduk i?te..
“Biz birer yav?a??z” dedi Tacettin.. Onu tersledim, “Öyle bile olsa en az yav?ak benim” dedim.. Çünkü vaktimin ço?unu, Yusuf’u dinleyip yav?amak yerine, bir dal parças?yla yerleri e?elemek ve buldu?um bir sümüklüböce?i dürtmekle geçirdim.
Yusuf planlamay? ve mimari projenin konumunu çoktan yapm??, heyecanla anlat?yordu.. “?uraya Bekir arkada??n evini, ?uraya da Tacettin arkada??n evini yapaca??z. Erkeklerin evleri yar?m ay ?eklinde dizilirken, k?z dostlar?m?z?nki ise korunakl? bir ?ekilde ortam?zda yeralacak.. Ve arkada?lar, ben kendim için de ?u yüksekçe yeri dü?ündüm.” Bilmem söylemeye gerek var m??. Yusuf’un evi arsan?n en güzel yerinde, derenin kenar?nda ve manzaraya hakim taraftayd?..
Süre uzad?kça itiraf etmeliyim ki dostlar s?k?lmaya ba?lad?.. Yusuf’un enerjisinde ise en ufak bir azalma gözlenmiyordu.. Arsam?z?n büyüklü?ü hakk?nda yeni örneklemelerde bulundu.. Arsay? iki ki?i birdir bir oynayarak 20 dakikada dola?abiliyor, ay çekirde?i çitleyerek yap?lankeyifli bir yürüyü? ise tam 34 dakika sürüyordu..
Bütün bunlar iyi, güzeldi ama, dostlar toprak kokusuna, otlara ve börtü böce?e daha fazla dayanamazlard?.. Gökdelen, hafif metro ve trafik lambas? görmeden ya?ayabilmenin limitlerini zorluyorduk art?k.. Üstelik s?cak bir güne? ve aptal edici bir lodos vard?.. Orkun’un kakas? gelmi?ti.. ?ermin itiraf edemiyordu ama, yüz kaslar?n?n gerilmi? olmas?ndan, sessizce terleyerek sallanmas?ndan onun da zor durumda oldu?u anla??l?yordu.. Ancak büyük mü, küçük mü oldu?unu sormaya kimse cesaret edemiyordu..
Birisi bana deseydi ki; devrimler ve halk hareketleri bask?dan ve sömürü düzeninden de?il, s?k?nt?dan olur, ona inanabilirdim.. Çok s?k?lm??t?k ve bu s?k?nt? bizi kendimizi a?maya, hatta daha da ötesi, isyana zorluyordu..
Tarcan dedi ki “Hepimiz birden Yusuf’un üzerine atlayal?m ve i?ini bitirelim..”
Bekir, bu önerinin yaratt??? deh?eti gizlemek ve Yusuf’un k?llanmas?n? önlemek için “tenim esmer, esmer ister” ?ark?s?n? söylemeye ba?lad?.
Fakat Berkay, bu öneriyi benimsemi? görünerek “bence de öldürelim ve arsaya gömelim..” diye f?s?ldad?..
“Do?ru!.” dedim, sümüklüböce?in yanlar?na dal parças?yla dokunurken.. “Kimsenin ruhu duymaz.. Hatta belki de yakar?z.. Küllerini lodos savurur..”
Orkun’sa utanmay? bir yana b?rak?p, “feci kakam var yaa.. S.çmam laz?m..” diye inledi.. Nahide ö?ürdü ve ona, “?stanbul’a kadar tutmas? için” yalvard?.. Ba??, önündeki inek pisli?i yüzünden yeteri kadar belaya girmi?ti çünkü ve art?k daha fazla kaka görmek istemiyordu..
?syan az sonra ba?lad?.. Yusuf dostlar aras?ndaki huzursuzluk ve kayna?may? farketmemi?, anlat?yor anlat?yordu.. “Tavuklar?m?z olacak arkada?lar.. onlar? kendi ellerimizle yakalad???m?z tombul solucanlarla besleyece?iz.” Nahide burada da ö?ürdü. “..ve günde iki defa yumurtlayacaklar.. Ayr?ca ihtiyaçlar?m?z? kar??lamak için bir minibüs alaca??z.. Taygun arkada??n yaz?s? güzeldir.. Minibüsün üzerine Dostlar-1 Sitesi yazacak..”
Ama o anda hiç de ho? olmayan bir koku ald?k.. Hani ?u bildi?imiz os.... Her neyse i?te, tek zanl? “feci kakas? gelen” Orkun’du.. Zaten zanl? bile olmasa surat?n?n rengi onu ele veriyordu.. “Ee, lodos da??t?r sand?m ve.. Ee..”
Bekir dedi ki, “Ama arkada??m, sen de öyle bir osturdun ki, rüzgar bile da??tamad?..”
Nahide tekrar ö?ürdü, ama kusmad?..
Berkay “Yaa, arkada?lar ne oluyor bize böyle.. Ko?ullar bir parça zorla??nca hemen direncimiz k?r?l?yor, savunmam?z çöküyor ve asla kabullenemeyece?imiz ?eyler yap?yor, kariyerimiz ve ki?ili?imizle örtü?meyecek kadar i?renç ?eyler söylüyoruz.. Lütfen yani!..” Hakl?yd?..
Orkun utand?.. “Tamam, bir daha yapmam.. En az?ndan sesli yapmam.” diye m?r?ldand?.
Yusuf, aram?zdaki kayna?may? ve f?s?lda?malar? fark etmiyordu.. “K?zlar ?u kö?ede hamur açacaklar.. Erkekler ise a?açlar?n alt?nda ba??ml? ekonomilerin enflasyonist politikalar?n? tart??acaklar ve bir yandan da tahta ka??klar oyacaklar.. Çocuklar?m?z çelik-ço...”
Tarcan tahta ka??k laf?n? duyar duymaz inledi.. “Ac?kt??m!”
Yusuf laf?n? yar?da kesip bakt?.. Ba?ka zaman olsa bu bak?? hepimizin kan?n? dondururdu ama ko?ullar ola?anüstüydü.. Aç?k ve yak?n tehlike vard?..
Orkun da patlad?.. “Kakam vaaar!.. S.ç?cam ulaaan!..”
Nahide “Böööüüürr??fll??!” dedi.
?ermin sadece zay?f bir sesle “Çi?im..” diye inlemekle yetindi.
Yusuf’un bizi dövebilece?ini ve isyan? sopayla bast?rabilece?ini biliyorduk ama olgunca sürdürdü konu?mas?n?.. “Televizyon yok.. Uygarl??a ait hiçbir ?ey yok.. Dekoder yok, çanak anten yok, fritöz yok..”
“Ama.. Ama ya elektrik..” diye m?r?ldand? Sibel..
Yusuf ba??rd?.. “Dere var ya laaaan! De?irmen yap?p onun enerjisini kullanaca??z.. Çama??rlar? da orada y?kayacaks?n zaten kaltaak!..”
Ve final.. Yusuf, “Hepinizin gözlerini kentin kara büyüsü kör etmi?.. Beton ve çeli?in esiri olmu?sunuz.. Do?aya dayanam?yorsunuz.. ?imdi size iyi bir terapi uygulayaca??m..” dedi..
Biz onun ne demek istedi?ini çözmeye çal???rken o sakince minibüse ilerledi.. Bindi ve çal??t?rd?.. “?ki gün sonra gelirim.. Bu arada do?ayla iyi geçinin ve aran?z? düzeltin..” diyerek hareket etti.. Gitti.. Uzakla?t?.. Tepeyi a?t? ve gözden kayboldu.. Gitti..
?a??ramad?k bile.. Aptalla?t?k demek daha do?ru olurdu.. Bakt?k kald?k..
?lk konu?an Tacettin oldu..”i?te ?imdi s.çt?k..”
Orkun, “Evet ama mecburdum..” dedi rahatlam?? bir sesle..
Ne demek istedi?ini ayn? anda anlad?k.. Lodosa ra?men..