25.11.2017

Nahide kafas?n? ne tarafa çevirece?ini bilemedi ve tam da Bekir’in üzerine kustu... Neyse ki Bekir arkada??n, Nahide’ye ilgisi oldu?unu biliyorduk ve bu durumu mesele yapmad?... Hatta bu olay?n kendisini taçland?rd???n? ve sessiz, parlak bir gecede y?ld?zlarla y?kan?yormu? duygusuna kap?ld???n? söyledi... Masadan belli belirsiz bir “çü?” sesi geldi?ini san?p bak?nd?m... Belki de yan?lm??t?m... Her ne kadar, ho?land??? bir k?z taraf?ndan bile olsa, sonuçta üzerine kusulmu?tu ve kendisinden biraz daha gururlu olmas?n? beklerdik...
Asl?na bakarsan?z Nahide’den daha farkl? durumda de?ildik... Sabah?n onbuçu?unda bu i?kembe salonunda bulu?ma önerisi, Yusuf’tan gelmi? ama saat onk?rkbe? oldu?u halde kendisi henüz gelmemi?ti..
Herkes feci haldeydi.. Mutfakta haz?rl?klar sürüyor, i?kembeler dilimlenip tuzlamalar ha?lan?rken, ine?in tüm sakatat? Mo?ol Ordusu’na dönü?mü?, ?irdenden sald?r?yordu bize...
Orkun dedi ki; “Öff, ?u kokuyu almaktansa...”, bir süre dü?ündü.. “Almaktansa.. Ee.. Yoo, bundan daha kötü bir örnek bulam?yorum.. ?imdiye kadar ba??ma gelen enkötü ?ey bu... Sabah saatlerinde i?kembe buharlar?n? solumak.. Ben..” Rengi sapsar?yd?, konu?mak için belirli bir güç harcad??? belliydi...
Onun da Nahide gibi kusaca??n? dü?ünürken, Tacettin elini omuzuna koydu.. “Tamam dostum, kendini yorma..” diye ?efkatli bir sesle onu yat??t?rd?...
?ermin’in sadece, sabit bakan büyümü? gözlerini görebiliyorduk... Çünkü a?z?n? ve burnunu bir peçeteyle kapatm??, kokudan korunmaya çal???yordu...
Tarcan, kendisinin alternatif beslenme yanl?s? bir vejeteryan oldu?unu ve ?u anda do?al ortamda bulunup ot çi?nemesi ve a?aç kabu?u kemirmesi gerekirken, bir i?kembe salonunda ne arad???n? sorguluyordu...
Sibel, onu dinliyor gibi görünmesine kar??n, aln?n?n boncuk boncuk terlemesinden, bir Zenciyle Çinli aras?nda gidip gelen surat renginden ve kenetlenen di?lerinden asl?nda tüm çabas?n?n ö?ürmemeye yönelik oldu?u anla??l?yordu..
Berkay zihnini bo?alt?p (ba?ta koklamak olmak üzere), tüm duyular?n? d?? dünyaya kapatmak için Transandantal Meditasyon yapmak istiyor, fakat mantra’s?n? unuttu?u için bunu ba?aramay?p panikliyordu...
Taygun ve Tacettin’se bulunduklar? ortam? ve zor ko?ullar? unutabilmek için dikkatlerini ba?ka bir u?ra?a yo?unla?t?rma yöntemini seçmi?ler, “Dönemselle?me sürecinde Mandel’in geç kapitalizmi” üzerine tart???yorlard?... Fakat tüm iyiniyetlerine kar??n bu konu, yo?un i?kembe sald?r?s?n? kamufle edemiyordu... Derken, Dönemselle?me sürecinde Mandel’in geç kapitalizmi üzerine konu?maktan vazgeçip, silikonlu gö?üslerin Sevda Demirel’e mi yoksa Merve ?ldeniz’e mi daha çok yak??t???n? tart??maya ba?lad?lar ve ilerleyen dakikalarda Hande Ataizi üzerinde karar k?ld?lar... Zaman geçtikçe ve Yusuf gelmedikçe tedirginlik art?yor, s?zlanmalar daha bir yo?unla??yordu.
??te tam bu s?rada vah?et lekeleriyle dolu beyaz önlü?ü, s?cak ve ?slak ortamdan dolay?, pembe birer denizanas?na dönü?mü? tombul elleri ve ince b?y?klar?yla a?ç?, mutfaktan ç?k?p yan?m?za geldi...
K?sa cümlelerle dedi ki, “Arkada?lar, ben cumaya gidiyorüm.. Birazdan ç?rak gelecek.. E?er ki o gelmeden mutfaktaki çorba kazan? kaynarsa bi zahmet ate?in alt?n? k?s?verün..”
Bakt?k, “Biz mi?” dedi dostlardan biri..
“Hee..” dedi a?ç?, “.. dü?mesü var zaten.. Ç?rak gelince o k?sar.. E?er ki kaynayana kadar gelmezse, siz k?s?verün...” Ve cumaya gitti......... Cumaya gitti!..
Küçük ve uzak bir ilçenin tapu müdürlü?ünde ellibe? y?ld?r çal??an ya?l? bir memur amcan?n birdenbire Windows Ortam?na itilmesi gibi kalakalm??t?k.. Dudaklar?m?z hiç k?p?rdamadan, deh?et ç??l?klar? atan gözlerle birbirimize bakt?k... ?çerde kaynamaya b?rak?lan bir i?kembe kazan? vard? ve biz dükkanda onunla yaln?zd?k... A?ç? cumaya gitmi?ti...
Orkun, “s?rt?n?n ürperdi?ini” söyledi... Sanki yan odada “uyanmaya çal??an ölümcül bir yarat?k” vard? ve birazdan ayaklanarak bilemedi?imiz korkunç bir biçimde bize sald?racak, tek bir iz b?rakmamacas?na hepimizi eriterek, kendi ya?l?, tuzlu, sirkeli, sarm?sakl? ve baharatl? dokusunun içine çekerek ayr??t?racakt?...
“Kaçal?m!..” diye inledi ?ermin... “Kaç?p gidelim buradan. Mart? ç??l?klar?n?n dalgalara kar??t??? deniz k?y?lar?na gidelim...”
Berkay co?kuyla ekledi... “Surat?m?z? deli rüzgâra verip öylece dural?m... Burunlar?m?zdan girsin lodos ve hücrelerimizde dola?arak tüm protoplazmam?zla birlikte ruhlar?m?z? da temizleyip ar?nd?rs?n...”
“Saçmalamay?n!..” dedi Tacettin.. “Hiçbir yere gidemeyiz... Yusuf gelir ve bizi burada bulamazsa ne olur, hiç dü?ündünüz mü?..”
Do?ru söylüyordu... Bunu itiraf etmek belki utanç vericiydi ama, Yusuf sinirli bir dostumuzdu ve böyle bir durumda hepimizi döverdi...
“Ayr?ca Yusuf gelince kaynayan kazan?n alt?n? o k?sabilir..” dedi Bekir... ??te tam bu s?rada Nahide, Bekir’in üzerine bir kez daha kustu... ?çerdeki yo?un gerginlik ve kapana k?s?lm??l?k duygusu, hepimiz gibi Bekir’i de etkilemi?ti ve bu kez, olay? pek romantik kar??lamad?... Çok kötü de davranmad? ama, y?ld?zlarla y?kand??? duygusu art?k geride kalm??t? ve bu defa, “Öff bee!..” dedi... Gene de iyiniyetli ve olgun bir kabulleni?ti bu...
Ne d??ar? ç?kabiliyor ne de yarat???n kaynay?p kaynamad???n? kontrol etmek için mutfa?a gitmeye cesaret edebiliyorduk...Zaman, batakl?kta yüzmeye çal??an bir manda kadar a??r ilerliyor, ne Yusuf, ne de cumaya giden a?ç?n?n ç?ra?? gelmiyordu...
Sinirler iyiden iyiye bozulmaya ba?lam??t?... Sarm?sak ve sirke kokusundan dolay? gözlerimiz ya?ar?yor, tuzlama ve i?kembe buharlar?, serinkanl? dü?ünmemizi engelliyordu... Gö?sümüze oturarak solu?umuzu git gide daha çok kesen a??r sessizli?i bozmaya kimse cesaret edemiyordu... Konu?mak için a?z?m?z? açt???m?z anda, yarat???n soluk borumuzdan içeri süzülüp organizmam?z? kemirmeye ba?layaca??ndan korkuyorduk sanki...
?lk konu?an Taygun oldu... “An?ms?yor musunuz dostlar... Bir ara felaket filmleri moda olmu?tu Hollywood’da... Arka arkaya bu tür filmler çekiliyordu... Örne?in deprem... Bir y?k?nt? alt?nda kalan insanlar?n çaresizli?ini i?liyordu... Sonra ç??... Sel... Yanmakta olan bir gökdelenin üst katlar?nda kalan insanlar... Hatta teleferikte kalanlar... Hepsinin ortak noktas? nedir,biliyor musunuz?.. Önce bir umut vard?r... Birilerinin gelip kendilerini kurtarma beklentisi... Sonra bu umut tedirginli?e dönü?ür ve derken korku ve panik ba?lar... ?nsanlar?n direnci k?r?l?r ve bilinçaltlar?ndaki tüm hayvani güdüler aç??a...”
Laf?n? bitiremedi, çünkü Orkun avaz avaz ba??rmaya ba?lam??t?... “Kes sesini pis herif!.. Bizim durumumuzla o berbat filmler aras?nda nas?l bir paralellik kurmaya çal???yorsun haa!.. Senin saçmal?klar?n? dinlemek zorunda de?iliz!.. Dayanam?yorum art??k!..”
Gözya?lar?yla bo?ularak çevresine sald?rmaya, masalar?n üzerinde ne var ne yoksa savurmaya ba?lad?... “Dayanam?yoruuum!.. Yeter art?????k!..” Duvarda patlayarak k?r?lan me?rubat ?i?eleri, kolalar, fantalar, örtülere dökülen sarm?sakl? sirkeler, dö?emeye yay?lan zeytinya?? ve baharatlar, yuvarlanan sandalye ve masalar... “Yeteeer!.. Yeteer!.” Orkun delirmi?ti ve bir süre yan?na kimse yakla?amad?...
En sonunda Tacettin at?ld? ve onu tutup, kah tokatlayarak kah sarsarak, “Bana bak, sakin olsana sen!.. Ne yapt???n? san?yorsun!.. Bütün bu k?r?p döktüklerinin paras?n? ödeyece?imizi bilmiyor musun!..”
Ben yan?mdaki Nahide’ye f?s?ldad?m... “Bana ne yaa.. Bir tek ?i?e depozitosu bile ödemem.. Kendi k?rd?, kendi ödesin...” Nahide’nin rengini be?enmedim ve üzerime kusmas?ndan korkup ayn? ?eyleri Taygun’a söylemek üzere uzakla?t?m.
 Tacettin Orkun’u sarsmay? sürdürüyordu... “Cumaya giden a?ç? gelince ne olacak haa!.. Ya mal sahibi gelirse!..” Sözleri etkili oldu ve Orkun sakinle?ti.. Ondan sonra da bir kö?ede sürekli a?lad?...
Tacettin yaratt??? etkiden ho?nut, ikinci bir Yusuf kimli?ine soyunarak, “Ben kazan?n alt?n? söndürmeye gidiyorum!..” diyerek do?ruldu.. ?nanamad?k ve ona, son yolculu?una ç?kan bir efsane kahraman?ym??cas?na sayg?l? bakt?k...
Sibel ya?l? gözleri ve titreyen sesiyle, “Ya ba??na bir ?ey gelirse!.” dedi... Tacettin, “Yok can?m, ne olacak!.. Sonuçta bir i?kembe çorbas? kazan?... Belki birkaç beyin hücrem ölecek ama merak etmeyin, ben kalanlar?yla da postmodernizmin imaj ve sekans yap?lar? hakk?nda tart??abilirim sizinle...” dedi ve mutfa?a do?ru gitti... ?nsanüstü, mitolojik bir varl?k gibi buharlar aras?nda gözden kayboldu.
“...öööööaaaaa???!.. Hay ...?na koyyiiiim!.. Uleaaaaarrhh!..” Az önce mitolojiden ç?km?? do?aüstü bir varl?k gibi giden Tacettin böyle döndü... Kaynamaya ba?layan kazan?n alt?n? k?samam??, daha da kötüsü, ruhunda derin çeli?kiler ve tahrip olan özbenli?indeki onulmaz yaralarla geri dönmü?tü... ?blisin tüm lanetlerini cehennemi bir derinlikten yeryüzüne ta??r?rcas?na kaynayan i?kembe kazan?na bu kadar yakla?mas?n?n bedeli a??rd?... Üstelik kaçarken mutfa??n kap?s?n? da aç?k b?rakt??? için, yarat???n tüm kokusu, tad?, dokusu ve homurtusuyla yüzyüze kalm??t?k...
Sonra!.. Sonras?n? anlatmak bir yana, dü?ünmek bile ac? veriyor... Ya?am?n gerçeklerine haz?rl?ks?z yakalan?p onlarla ba?ba?a kald???m?zda ki?iliklerimizin nas?l da??ld???n?, ufalanarak çöktü?ünü gördük...
??kembe, tuzlama, ?irden, kokoreç... Ad? ne olursa olsun, yarat?k bizi iyiden iyiye esir almaya ba?lad?. Çorba buharlar? tavana yükseldikçe temiz havay? alta do?ru itiyordu.. Bu yüzden, onun etki alan?ndan kurtulmak için oksijenin daha yo?un oldu?u dö?emeye yak?n yerlerde sürünmeye ba?lad?k...
Tacettin ve Orkun’un delirmesi hepimizi alt üst etmi?ti... Herkes inleyip yalvar?yor, yard?m bile istenemeyecek kadar zay?f, zavall?ca sesler ç?kart?yordu...
Berkay mantra’s?n? hat?rlayamad??? için transandantal meditasyona bir türlü geçemiyordu... “Mantra’m? bulam?yorum..” diye s?zland?..
Sibel a?z?n? bal?k gibi aç?p kapatarak oksijen almaya çal???rken Berkay’a ceplerine iyi bakmas?n? önerdi... Berkay da ona “salak!” dedi.. “Mantra cebe koyulacak bir ?ey de?il.. Meditasyona geçmek için sürekli tekrarlanmas? gereken bana özgü bir kelime var... Mantra odur!..”
Tarcan, bir kö?ede gizlice kolonyal? mendil koklayan ?ermin’i farketti ve çantas?na sald?r?p onun kolonyal? mendillerini çalmak istedi...
Kolonyal? mendil!.. Aman tanr?m!.. Bu belki de hepimizin kurtulu?uydu... Yaral? bir antilopa sald?ran aç akbabalar gibi kolonyal? mendillere at?ld?k... Di?, t?rnak, tekme ve yumruk gibi ilkel mücadele araçlar?n?n ard?ndan mendiller parça parça oldu ve kimse kullanamad?...
Nahide Bekir’in üzerine bir kez daha kustu. Bu kez Bekir onu saçlar?ndan tutup h?zla yere f?rlatt?.. Dökülen zeytinya??ndan dolay? kayganla?an zeminde kay?p giden Nahide,mutfak kap?s?ndan girip yarat???n yan?ba??na kadar gitti... Bir daha da görünmedi...
Sibel, hem arkada??n? kurtarmak ve hem de son bir gayret gösterip kazan?n alt?n? k?smaya yeltendiyse de inan?lmaz deh?et ç??l?klar? savurarak akl?n? yitirmi? bir halde döndü... Altta bir yerde, caml? f?r?n?n içinde duran kesilmi? ve yüzülmü? koyun ba?lar?yla göz göze gelmi?ti...
Sonra sessizle?tik ve çaresizce kaderimizi beklemeye ba?lad?k.. Derken önce ?ermin’in zay?f sesi duyuldu... “Ç??kt?k aaç?k aal?nla, oon y?lda her saava?tan!..” Sonra ona bir iki ki?i daha kat?ld?... “Ooon y?lda onbe? milyon genç, yaaratt??k her ya?tan!..”
Ölüme bile duda??m?zda ezgilerle gidebilece?imizi görmek özgüvenimizi tekrar yükseltmi?ti.. Sözler pek denk dü?mese de seslerimiz iyice gürledi... “Baaa?ta büütün dünyaaan?n sayd??? ba?kuumandan... Deeemir aa?larlaa ööördük, anayuuurdu dört ba?tan!...” Ölüm geciktikçe, mar?lar mar?lar?, ?ark?lar ?ark?lar? izledi...
* * *
Cumadan dönen tombul elli a?ç? ve Yusuf ayn? anda geldiler... Onlar geldi?i anda bir k?sm?m?z ?ahsenem’in “O geri gelecek..” adl? parças?n?, bir k?sm?m?z da P?nar Aylin’in “Kimler al?r seni ellerine, aah ben alay?m seni ellerime!..” ?ark?s?n? söylüyorduk ve nas?l olup da bu noktaya gelindi?ini hat?rlayam?yordum...
A?ç? dükkana ve olu?an zarara deh?etle bakarken Yusuf durumu anlam??t?... “Merak etme usta!” dedi.. “Zarar? arkada?lar ödeyecek.. Ayr?ca ben onlar? ?imdi aç?k havaya götürüp bir güzel zopalar?m!..”
Aç?k havadan bahsedildi?ini duymak hepimizi mutlu etmi?ti... Halsiz bir ?ekilde de olsa “Kurtulduk, kurtulduuk!” diye inleyerek birbirimize sar?ld?k...