25.11.2017

Bir süredir kar??la?m?yordum... Dün gördüm ki dostlar?n morali çok bozuk... Hay?r, dedi Tacettin, “Hepimizin de?il, sadece erkeklerin.. Geçen gün Sibel, Ahmet Altan’a a??k oldu?unu söyledi... Ve ?ermin’le Nahide de ona kat?ld?lar... Dü?ünebiliyor musun arkada??m... K?z dostlar?m?z Ahmet Altan’a a??k...”
“Olabilir” dedim, “Ne var bunda?.. K?zlar a?k? ve kad?n? anlatan erkekleri severler... Üstelik gazetedeki günlük yaz?lar? da güzel... Genç ve e?itimli insanlar?n tepkileriyle örtü?üyor... Biraz da arkadan iteklenmeyle toplumun sa?duyusu ve ulu bilgesi olma yolunda... Ve, ayr?ca... k?z dostlar?m?z? niye k?skanal?m ki!.. aram?zda duygusal bir ba? oldu?unu hiç...” Sustum, Tacettin’e bakt?m... “Yoksa var m??..”
Tacettin biçimsiz bir durumda yakalanm?? gibiydi... Hani sümkürürsünüz de; ama bu konuda sokaktaki adam kadar profesyonel olmad???n?z için sümü?ünüz ba?parma??n?zla burnunuz aras?nda kalakal?r ve siz ondan kurtulmak için...
Her neyse i?te, Tacettin’in bak??? her ?eyi anlat?yordu... “Vay can?na... Peki kim kime a??k?..”
Tacettin duygusal bir tonlamayla, “Ben, Orkun ve Bekir Nahide’ye a????z... Tarcan, Berkay ve Taygun Sibel’e a??klar... Yusuf’sa tek ba??na ?ermin’e a??k...”
?ri yar? ve sinirli olmas?n?n ödülü olmal?yd? bu... “Çok ?a??rd?m..” dedim.. “Peki ne yapmay? dü?ünüyorsunuz?..”
“Bir-iki ?ey denedik... Gizemli ve çok romantik erkekler gibi davrand?k... Bekir, a?k ac?s? çeken, terkedilmi? ve y?k?k bir erkek gibi sürekli h?çk?rarak dola?t?... Fakat k?zlar buna çok güldüler... Taygun, Levent K?rca’dan rica edip surat?na Ahmet Altan makyaj? yapt?rd?... ?lk önce iyi bir etki sa?lam??t?... Barda bütün kad?nlar? ba??na toplad?... Fakat kaloriferin yan?na oturdu?u için surat?ndaki boyalar ve mumlar s?caktan erimeye ba?lad?.. Sonuçta Ahmet Altan’dan çok makas parmakl? Fredi’ye benzedi?i için kad?nlar ç??l?k ç??l??a kaç??t?lar... Ben Tehlikeli Masallar kitab?n?n erkek karakteri gibi sürekli sevi?mekten bahsedip, peçetelerin üzerine bildi?im pozisyonlar? çizdim ama birkaç tokat yemekten ba?ka sonuç alamad?m... Orkun roman? a?a??lad?... Bir sürü hata buldu... Örne?in, kitaptaki erkek karakter, çevresine yakla?an bütün kad?nlar? non-stop götürürken birden bire iki paragrafta siyasi bir kimlik kazan?p devlet bütünlü?üne zarar verebilece?i için uçakla yurtd???na kaçmas?, okurun kafas?nda ‘haydaa!.’ ve ‘hoppalaa!..’ yorumlar?na yolaçt??? ele?tirisini getirdi... Ama k?zlar hiçbir ?eyden etkilenmiyorlard?... Varsa Ahmet, yoksa Altan... Çok zor bir karar a?amas?nday?z dostum...”
Merakland?m. “Ne gibi bir karar?..” diye sordum...
“Yusuf diyor ki, gidip adam? kaç?ral?m ve k?zlar?n önünde iyice pataklayal?m... Ayr?ca ellerini k?ral?m ki bir daha yaz? yazamas?n...”,
“A.. Ah.. Ahmet Altan’?n m??..” diye ?a?k?nca geveledim ve oradan uzakla?t?m...
Ayn? ak?am çok hastaland?m... Ate?im yükseldi ve bitkince yatarken geçmi?e dair bölük pörçük kareler gördüm...
Çok gezmi?tim... ?u küresel dünyan?n nas?l globalle?ti?ini yöreler boyunca gözlemleyip çok de?i?ik insanlar tan?d?m... Akl?yla kas?rgalara hükmedenlerden tutun da Tan gazetesinde okudu?u her ?eye inananlara kadar çe?it çe?it insan... Akla gelmedik serüvenler ya?ad?m...
Kâh bozk?rlarda ba??bo? dola?an iç çama??r? defilelerini kovalad?m, kâh derin donduruculara dal?p do?ranm?? domateslerle bo?u?tum... Medya maymunu, malak suratl? yerli Zeyna’lara k?l kapt?m... Azg?n kuru so?anlara kar?? yumruklar?m?, fa?ist menapozlardan kaçan olgun kad?nlara kar?? dudaklar?m? konu?turdum... Bestecilerin, gözlerine fener tutarak avlad?klar? mi notalar?n? kurtar?p yuvalar?na b?rakt?m... Unlu mamullerin geceyi bekledikleri ma?aralarda tek gözlü devlerle sohbet edip üç gözlü aygaz ocaklar?n? çeki?tirdim... Nostaljinin büyülü sisiyle sarmalanm??, yo?un bir hüzün içeren, duygulu ve deneyimli sünger avc?lar? gibi ta derinlerden ç?kard???m birkaç dü?sel an?y? ka??da dökerken 7400 dolarl?k ??mar?k lap-top’lara yakalan?p a?a??land?m... Ben... çok ?ey ya?ad?m...
Gün oldu, piramitlerin gölgesinde bakire köleler taraf?ndan el üstünde ta??nd?m... Kimi zaman ?ovalyelerce kutsand?m... Limon a?açlar?n?n kokusunu rüzgara teslim ettim ellerimle... K?ç?n?n çatal?n? kaybeden hüzünlü bak??l? adamlarla zeytin ezdim bo? caddelerde... Çad’daki iç sava?tan, Liberya’daki d?? gebeli?e, ev kad?nlar?n?n alt?n günlerinden, pazar bulmacalar?n?n yukar?s?ndan a??a??lar?naa kadar her yeri dola?t?m. Sudan’da bir isyanc?n?n tüfe?inden ç?kan kur?un montumu deldi, Roma Collesseum’da ti?örtüme güvercin s?çt?. E??e?e bile pindim...
Tornet sürdüm, Rulman sesinden mest oldum. Açl?ktan ne yapaca??m? bilemedim, kitaplar?n yer kaybetmeme iplerini kemirdim. Memleketlerinden uzakta, umutsuzca ya?ayan ankesörlü telefonlar?, ailelerinin yan?na ankesöre götürdüm.
Çok kötü espriler buldum ama tanr?sal müzikler de yapt?m. Ruhumu televizyona satt?m. Asla bir ulu bilge olamad?m. Beni sevenlere selam ettim. Sevmeyenleri orada b?rak?p, dudaklar?m?n k?vr???nda her ?eyi a?m?? olgun bir gülümsemeyle yürüyüp gitmek yerine onlar?n kestanelerine küfür ettim.
Laos’un me?hur kaymakl? vantilatörleriyle serinleyip, hiç tan?mad???m kad?nlara El Salvador’un me?hur kanatl? hijyenik pedlerinden arma?an ettim. Saat onikiyi on geçiyo deyip pani?e kap?ld?m... Hasta oldu?um için eski yazlar?mdan kimi bölümleri tekrar kulland?m... Buna tan?k olan bir adam? onyedi dakika kadar radyasyona, üçbuçuk dakika ise Yonca Evcimik’in TV dizisine maruz b?rakarak öldürdüm... Bunu gören bir ba?ka adam? daha öldürdüm... Sonra bir ba?kas?n? ve di?erini... Derken öbürlerini...
Ciddi ve iddial? ba?lad???m bir giri?imi ayn? ciddiyet ve vakurla asla tamamlayamadan c?v?tt?m... En çok istedi?im ?ey bir sinema yazmak ve tabii ki onu yönetmekti... Ülkenin a??rl?kl? gazetelerinin sanat sayfalar?nda (ki bunlara vatanda? okusun diye ç?kar?lan Gözcü gazetesi ile Ate? gazetesini de kat?yorum), ayr?ca sanat ve kültür dergilerinde benim filmim ile ilgili ?u sat?rlar?n ç?kmas?n? ölesiye bir ihtirasla bekledim...
“Bir sinema yönetmeninin ya?ama kar?? yabanc?la?mas?n?n ard?ndan kendisiyle giri?ti?i hesapla?mada o ana kadar inand??? tüm de?erleri sorgulamas? ve bunun sonucunda kendi kimlik aray???na yenik dü?erek kestaneyi çizdirmesi.....”
??te c?v?tm??t?m... oysa ne kadar güzel ba?lam??t? cümle... Filmimin konusunun fecii bir sanat kayg?s? ile sarmaland??? ve boza k?vam?nda yo?un bir entelektüellik içerdi?i anla??l?yor ve sinemaseverlere keyifli bir umut vaadediyordu... Bunlar ne kadar güzel kavramlar ve irdelenmesi gereken birey gerçekleriydi... Ya?ama kar?? yabanc?la?mak... Kendisiyle giri?ti?i hesapla?ma... ?nand??? tüm de?erleri sorgulamas?... Kimlik aray???... ?nsana insan oldu?unu an?msatan ve dü?ünceyi yücelten bu irdelemelerden sonra kalk?p o iki kelimeyi yazd?m... Kestaneyi çizdirmek... Niye?.. Hep sordum bunu kendime!.. Niye?..
Kendimle ilgili umudumu gitgide yitirdim... Özenerek okudu?um o sayg?n yazarlar gibi yazamayacakt?m asla... Asla gerçek bir sanatç?, hatta bir yar? ayd?n ve hatta çeyrek bir entelektüel bile denmeyecekti bana... Asla ça??mdan sorumlu olamayacakt?m... Ben asla kendi sorgulamam? ve içsel hesapla?mam? yapamayacakt?m... Belki yapmaya yeltenecektim... Üstelik ba?lang?ç da çok ba?ar?l? ve göz kama?t?r?c? olacakt? belki... Ama bilinç düzeyim ve birikimim buna yetmeyecek, rampada ?i?en kereste yüklü bir kamyon gibi gitgide kesilecektim ve o... ??te o... Ben... Ben o anda Hülya Koçyi?it tarz?yla ko?arak kendimi en yak?n yata?a at?p h?çk?r?klara bo?ulacakt?m...
Bak?n ?imdi ne kadar ?ahane bir felsefeyle lafa girip devam etti?ime ve sonra teklemeye ba?lay?p s?k?y? gören bir cin m?s?r? gibi pörtledi?ime tan?k olacaks?n?z...Zaten ya?am bence ke?ifler toplam?d?r... Dakikalar?m?z?n niteli?i, göz gezdirirken ke?fetti?imiz ayr?nt?larla ölçülebilir... Yapt???m?z her ke?if, fark?na vard???m?z her ayr?nt? bizim ya?am kar??s?ndaki tan?m?m?zd?r... Tan?mlar?m?z ve tercihlerimizden s?k?l?p anlam aramaya ba?lad???m?zda ise anlams?zl??a ula??r?z... Bütün o girift çabalar?n ve karma??k aray??lar?n sonunda zorlukla ula?abildi?imiz yerin anlams?zl?k oldu?unu görmek, ya?am?n anlam?n?n asl?nda anlams?zl?kta gizlendi?ini ke?fetmek heyecan verici bir sürprizdir... Yine de ya?am?n anlam?n? bulmak, bir tombulu g?d?s?ndan öpmek ya da barsaklar?n?zdaki s?k??m?? gaz? tutarken odadaki herkesin d??ar? ç?kmas? veya yaz?n?n ba??nda sözünü etti?imiz o sümkürme olay?n? ba?ar?yla tamamlamak kadar mutluluk verici midir, tart???l?r...
40 derece ate?ten kurtulmaya çal???rken telefon çald?... Arayan dostlardan Tacettin’di... “Hemen gel, Yusuf ça??r?yor..” dedi...
“Nereye?.. Niye?..” diyebildim...
Dedi ki, “Ahmet Altan’? kaç?rd?k... Yusuf diyor ki, bir-iki tane de o vurmak isterse gelsin...” Ve mutluluktan h?çk?rmamaya çal??arak ekledi... “Biliyor musun dostum... Nahide’nin bana ilgisi var... Kurtard?k k?zlar?m?z?... Kurtard?k!..”