25.11.2017

Bekir adl? dosta rastlad???mda, itiraf ediyorum bir Atari salonuna girmek üzereydim... Ad?m?m? att???m anda onunla gözgöze geldik...
E?er bir Atariciye girmeye niyetlendi?im dostlar aras?nda duyulacak olursa bu benim biti?im anlam?na gelirdi... Bunun cezas? a??rd?...
Kafam iki tane iri yar? dost taraf?ndan tutulup, bir i?kembe salonunun kap?s?ndan içere zorla sokulur ve içerdeki hava oniki dakika süreyle bana solutulurdu...
Bu süre, beyninizden Nietzsche’nin tüm ö?retileri ile bildi?iniz bütün Eser-Engin Noyan ?ark?lar?n?n silinmesi için yeterliydi... Daha da kötüsü ondan sonra ne zaman bir i?kembe (ya da tuzlama) kokusu alsan?z, içinizde bir yerde sanki gizli bir play tu?una bas?lm?? gibi “Eallah?m naeydi günah??m” adl? parçay? söylemeye ba?l?lyordunuz. Korkunç bir son... Üçüncü ku?ak gurbetçiler gibi ne oraya ne de buraya ait olamadan sanc?l? bir kimlik bunal?m? sürecinin sonunda, bol sigara dumanl? bir tavernada, oynak bir Hur?it Yenigün ezgisine, sabit bak??larla tempo tutarken bulunuyordunuz...
??te Atari salonuna girmek üzereyken Bekir adl? dosta yakalan?nca bir anda bunlar geçti akl?mdan... Üstelik Bekir arkada? a?z?nda bakla ?slanmayan dedikoducu bir dosttu... Kesin yeti?tirirdi...
Durumu nas?l toparlayaca??m? dü?ünürken, Bekir’in gözlerinden geçen belli belirsiz bir endi?e bulutunu farkettim... Ve ard?ndan da sa? elini arkas?na gizledi?ini... Bilmiyorum nas?l anlatabilirim... ?kimiz de o anda ayn? gemide oldu?umuzu anlad?k...
Sanki... Fatih Altayl?, Yavuz Gökmen ve H?ncal Uluç üçlüsü üzerlerinde Fenerbahçe formalar?yla yakalanm?? gibiydi... Ya da ne bileyim... Tayyip Erdo?an ve Erbakan bir bale gösterisi izlerken görülmü?ler ya da Melih Gökçek bir heykeltra?a poz verirken enselenmi? gibi...
“Elinde ne var?” diye sordum... Saklamas?n?n anlam? yoktu...
Çevresine bak?nd?.. “Gel ?öyle..” dedi ve beni oradaki Yap? Kredi Bankas?n?n para makinas?n?n oldu?u bölüme çekti...
Elindeki ?ey belki benim Atariciye girmemden bile daha korkunçtu... Bir alt?l? ganyan bileti!.. Bir alt?l? ganyan bileti!..
“Bak, ikimiz de ayn? durumday?z dostum..” diye f?s?ldad?... “Yeterince boka batt?k anl?yor musun... Birbirimizi görmedik tamam m??..”
Dudaklar?mda, onun suçunun daha büyük oldu?unu vurgulayan alayc? bir s?r?tma vard?... Bu ifadem onu korkutmu? olmal?yd? ki inan?lmaz bir ?ey daha söyledi... “Be?inci ayakta Perestroika’y? tek geçtim... E?er kazan?rsa büyük para al?r?m dostum... Yüzde yirmibe?i senin!..”
Bu kadar?na inanamazd?m... Ayakkab?s?na tükürdüm... “Seni dangalak!” dedim... “Hem alt?l? ganyan oynuyorsun hem de tüm yeni dünya düzeni ve yükselen de?er pisliklerinin anas? olan Perestroika ad?ndaki bir at? yaz?yorsun...”
Bu kez di?er ayakkab?s?na tükürdüm... “Bu i? dostlar?n ho?una gitmeyecek!..”
Pani?e kap?ld?... “Hey dur... ?stersen be?inci ayakta ba?ka bir at yazabilirim... April Joy var... Serenay var... H??..”
Ona ac?yarak bakt?m... “Ne yaz?k ki tükürecek ba?ka ayakkab?n kalmad? dostum...” dedim...
Ve as?l niyetimi belli ettim... “Ne demek yüzde yirmibe?!.. Fifty fifty’ye ne olmu?!..”
Bu kez gözlerindeki rahatlama p?r?lt?s?n? gördüm...
??te tam bu s?rada yan?m?zda para çekmek için bekleyen iki ay?n?n, bize yar?m saattir car car konu?up bi halt etmedi?imiz anlam?nda bir?eyler söylediler ve ikimizi de dövdüler... ?ri yar? dostumuz Yusuf’u çok arad?k o anda...